YERKESİK TARİHİ VE ETİMOLOJİSİ
TARİH : “M.Ö.III.yy. ortalarında Hekatomnosların ardılı Orontobatesin elinde tuttuğu güçlü mevkilerden biri THERA. Anadolu’nun Karia (Karya) bölgesinde kentçik.Bu günkü YERKESİĞİN yerindeydi.”Yani YERKESİK kasabasının M.Ö.III.yy. ortalarındaki adı.Karya’nın önemli ve bayındır kentlerinden olan KLANDOS’a (bu günkü YENİCE) çok yakın olması, Klandos’a bağlı ufak bir yerleşim olması ihtimalini güçlendirmektedir.Milattan sonra (M.S.) Roma döneminde Yerkesiği bölgesinin güney batısının merkez şehri Mylasa’ya (Milas) bağlıdır.(Milattan Sonra I.,IV.Yüzyıllar)
Milattan sonra IX. Yüzyıla kadar Bizans Kibyraiton eyaletine bağlı bir yerleşim birimidir YERKESİK.
XI. ve XII.yüzyıllarda Selçuklu İmparatorluğu döneminde Bizans daralıyordu.Bu dönem karışık bir dönemdir.Bu karışık dönemde Yerkesiğinin durumu nedir bilinmiyor.
Bu bölgede Karyalı, Romalı ve Bizanslı toprağa bağlı olarak çalışmış ve kendinden sonraki etnik topluluklara karışmıştır.
XII. ve XIII. (12. ve 13.) yüzyıllarda Dalaman ve Fethiye yaylaları Anadolu Selçuklularının kontrolündedir.Muğla ve Milas’ta Bizans egemenliğinin son yıllarını yaşamaktadır.
Muğla’nın 1284’te tamamen Türkleştiği ve bu yıllarda YERKESİĞİ tarım arazisi, bağı bahçesi bol düzenli bir halde bulunmaktadır.
1300-1425 Menteşe Beyliği döneminde YERKESİĞİ adı tarih sahnesine çıkar.1284 yılında Menteşe Beyin bölgeyi fethetmesi Kütahya’da toplanan geniş Oğuz Boylarının güney batıya kol vermesine sebep olmuş bu arada boş kalmış YERKESİĞİ ovasına tirler vererek ilk TÜRK köyünün çekirdeğini teşkil etmişlerdir.Bölge gittikçe Türkleşip, İslamlaşmış YERKESİĞİ teşekkül etmiştir.Bu teşekkül biçiminde ilginç bir yön vardır.Bizans daha çok toprağa bağlı, şehir ticaretini bilir, zanaat dalında gelişmiş etnik topluluğa dayanmaktaydı.Bu nedenle Bizans’ta YERKESİĞİNİN etnik toplumu toprağın geniş ve düz olduğu yerlere yerleşmiş, orman ve dağ arasına çıkmamıştır.
Oysa yeni gelen Oğuz Boyları, dağa, ormana tutkun YÖRÜK ve YÖRÜKANİ özellikteydi.Dağlar ve ormanlar çoban niteliği gösteren yeni topluluk için elzem yerleşme yerleri olacaktı, TÜRK toplumunun bu özelliği Kıran ve Marçal dağlarına da insan çekmiş, “Dağarası” köyleri teşekkül etmiştir.
Bu durum tabanda kurulan YERKESİĞİNİ çevre dağ köylerinin yanında liderliğe yükselmiştir.
Yerkesik bu durumu bütün Osmanlı devrince korumuş ve idari bölünmelerde yavaş yavaş kazalığa ve kadılığa doğru yükselmiştir1914 yılı, Yerkesiği Bölgesinin BUCAK olarak örgütlendiği yıldır.Belediye örgütlenmesinin birinci dönemi 1914-1927 yılları arasıdır.1944 yılında da ikinci Belediye örgütlenmesi gerçekleştirilmiştir.
ETİMOLOJİ : Yerkesik adının nereden geldiği ve ne zamandan beri kullanıldığını belirten tek rivayetten başka herhangi bir belirti yoktur.Eski Klandos bölgesinin Türk yerleşmesiyle beraber pek çok Türkçe isme kavuştuğu, bunlardan birinin YERKESİK olduğu bilinmektedir.
1- YERKESİK : Zaman içersinde bu bölgede, aslı Türk olan topluluklar tarafından bildirişmeye yarayan işaretler sisteminin (A) sı Yerkesik’tir.Yerkesik kelime olarak bir işarettir.Arı Türkçe iki kelimeden meydana gelmiş olan Yer-Kesik dar bir vadinin, sahilin çok yakınında olmasına rağmen sarp, dik ve geçit vermez dağlarla kesilmiş bir coğrafya parçasının Muğla- Ula Yeşilyurt ovaları gibi yakın ve daha büyük ovalardan jeomorfolojik kıvrımlarla ayrılmış küçük bir ova kesitinin adıdır.
2- YELKESİK : Kanuni Sultan Süleyman 1522 yılında Rodos seferine giderken ordunun bir kolu Bozöyük-Yeşilyurt yolu üzerinden Yerkesiğe çıkmış ve buradan sakar beline doğru yürümüştür.Yeşilyurt ovasından Karıncalı Dağını aşan ordu Yerkesik ovasına indiği zaman şiddetli esmekte olan yel birden kesilmiş ve ordunun ileri gelenleri (kimine göre Kanuni Sultan Süleyman) burada yel kesildi, buranın adı YELKESİK olsun demişlerdir.Rivayet her ne kadar yanlış tarihe oturmuyorsa da Başbakanlık İstanbul arşivinde bulunan ve Kanuni Sultan Süleyman’dan önceki Yavuz Sultan Selim zamanında tutulan bir çizelgede Yerkesik adı “YERKESÜĞÜ” şeklinde geçmiştir.
3- YERKESÜĞÜ – YERKESİĞİ: Menteşe Sancağı nüfusuyla bölgeye gelen ilk Türk cemaatlerini gösterir 1517 tarihli bir çizelgede YERKESÜĞÜ deyimine rastlanmıştır.
1670 yıllarında bölgeye gelen Evliya Çelebi, ünlü “Seyahatnamesinde” Yerkesik’ten “Evsafı Kasaba-i Yerkesiği” diye söz etmiştir.
1809 yılında yayınlanan ve İstanköy’ün korunması ile ilgili olan Sadrazam Yusuf Ziyaeddin Paşa fermanında Yerkesik adı Yerkesiği olarak geçmiştir.Ve nihayet 1831 nüfus sayımları çizelgelerinde rastlanan kayıtlarda da “Yerkesiği” olarak geçmektedir.