KERİMOĞLU TÜRKÜSÜ EVİ
Yerkesik kültür yaşamının en önemli figürlerinden olan; türkülerimize, oyunlarımıza konu olmuş, “Kerimoğlu”nun beldemiz Menteşe Mahallesinde öldürüldüğü ev, harabe halinde iken Belediyemizin girişimleri ile restorasyon çalışmaları sonucu yöremiz kültürüne kazandırılmıştır.Ev yörenin yapı ustaları ve dülgerleri tarafından, yerel malzemeler kullanılarak tamamen aslına uygun bir şekilde yenide inşa edilmiştir.
Kerimoğlu Türküsü Evi eşsiz manzarası ve özgün yöre mimarisiyle hoşça vakit geçirebileceğiniz ve dinlenebileceğiniz unutulmaz bir kültür mekanı olarak yerli-yabancı herkesin ziyaretini bekliyor.
KERİMOĞLU TÜRKÜSÜ HİKAYESİ
Kerimoğlu Eyüp, Pisi (Yeşilyurt) Yörüklerinden, Kerimoğlu Deli Hüseyin ve Hacı Hasan kızı, Hatice’nin en küçük çocuğudur.1882 doğumludur.
Ailenin büyük oğlu Mehmet bir düğün sırasında öldürülür.İkinci oğlu Ali, Kafkasya cephesinden dönemez.Ayşe hastalıktan ölür.Hüseyin (1875) Pisi köyünü terk eder ve tütün kaçakçılığı işine bulaşır.Baba Deli Hüseyin,çocukları küçükken ölür.
Büyük oğul Mehmet, bir düğün sırasında öldürülür.İkinci oğulları Ali, Kafkasya Cephesi’nde şehit düşer.Ayşe hastalıktan ölür.Hüseyin ise, daha çok, Bodrum yöresine gelir, gider.Burada kaçak tütün alıp satma işine girer.Pisi’de, ailenin tek temsilcisi, Eyüp kalır.Yöre topraklarının olduğu gibi, Pisi topraklarının iki sahibi vardır.Muğlalı Doktor Hüseyin Bey ve Şerif efendi.Pisinin o yıllardaki ağası, Doktor Hüseyin Bey’in kahyası İzzet Ağa’dır.İzzet, aynı zamanda Muhtardır.Onun malları (hayvanları), istediği yere girip, çıkar.Kimse ona karışamaz.Eyüp, birkaç dönümlük topraklarına (Yazbağı denilen mevkide) geçimlik darı ekmiştir.İzzet Ağa’nın malları, bu darı tarlasını bozunca, ağabeyinin mavzeriyle tarlaya giren öküzleri öldürür.Bu olay sonrası yaşanan gerginlik, Hüseyin’in gelmesi ve öküzlerin parasını ödemesiyle biter.Ancak İzzet Ağa’nın çobanları, hayvanları tekrar Kerimoğullarının tarlasında gütmeye başlar.Eyüp, buna tekrar müdahale eder ve hayvanlardan ikisini daha vurur.Artık düşmanlık, yeniden başlamıştır.1900 yılında Maşat denilen yerde, bir düğün kurulur.Düğünde Hüseyin’in yakın arkadaşı Kavaklar’ın Kocaoğlan, Eyüp’ün oyununu sarhoş kafayla bozar.Eyüp, bunun hakaret olduğunu bilmesine rağmen, ağabeyinin yakın arkadaşı olmasından ötürü Kocaoğlan’ın oyununu bozmasına tepki göstermez.Ancak Kocaoğlan, gider İzzet Ağa’nın masasına oturur ve onlarla eğlenmeye başlar.Eyüp buna dayanamaz ve elindeki tek atımlık tabancayla, Muhtar İzzet’in üstüne yürür.Kargaşa sırasında İzzet yaralanır ve Eyüp de kaçar.Dere içine girince, Gosmel (Kocaismail) adında köylüsü tarafından yakalanır.Dövüle dövüle geri getirilir.Eyüp’ün anası Hatça Kadın, olayı duyup düğün meydanına koşar ve oğlunu kurtarır.Ertesi gün Muhtarı vurduğu için, kolcular tarafından arandığı haberi gelir.Yaralı haliyle mavzeri alır ve dağa kaçar.Ardından gelen takipçilerle çatışmaya girer.Bir asker öldürmüştür artık.Olaylar gelişir, genişler.Bu arada Çakallar (Yerkesik- Menteşe Mahallesi) mevkiinde yaşayan İbiş İbram’ın güzel torunu Sarı Sultan’ı, bir düğün sırasında görür ve ona aşık olur.Onunla bir süre sonra tanışır, sevişir.
Eyüp’ü yakalamak için devriyeler, bölükler sevkedilir.Birkaç kez çatışma yaşanır ve bu çatışmalar sırasında bir asker daha ölür.Eyüp’ü dağlarda koruyan Ağabeyi Hüseyin Efe ve arkadaşlarıdır.Hüseyin, kardeşini önce Bodrum’daki akrabalarının yanına kaçırır sonra da, İstanköy’e götürür.Ancak Eyüp, Sarı Sultan’a olan aşkı yüzünden, uzun süre orada kalmaz.Geri, kendi dağlarına döner.
Sarı Sultan ile buluşmaları sıklaşır.İbiş İbram durumu anlayınca, torununu uyarır.Sultan’ın da Eyüp’ü sevdiğini öğrenir.Bu işin sonunu hayırlı görmez ve Eyüp’ü ihbar eder.Sarı Sultan’ı da, Yerkesikli Mehmet adlı bir gence verir.
1901 yılının güz aylarında, Ağabeyi Hüseyin Efe, Kocaoğlan ve Eyüp, Sarı Sultan’ı dedesinden istemek, vermezse de kaçırmak için giderler.İbiş İbram, gelenlerin durumundan korkar.”Torunu Sultan’ı vereceğini” söyler.Konuklarını evinde misafir eder.Bir yandan da Yerkesik’te Eyüp’ü yakalamak için konuşlandırılmış askerlere çoktan haber vermiştir.Ev, Kör Arap Lakaplı İsmail Çavuş ve askerleri tarafından sarılır.Sabaha doğru Eyüp’ün yattığı yer kurşunlanarak uykusunda öldürülür.Öldürüldüğünde henüz 19 yaşındadır.Ağabeyi Hüseyin ve Kocaoğlan, yaralı olarak kurtulur ve tutuklanırlar.Eyüp’ün yakınlarına ölüsü verilmez ve öldürüldüğü yere gömülür.
Eyüp zeybeğin çok genç yaşta öldürülmesi nedeniyle, anası Hatça Kadın ve sevgilisi Sarı Sultan tarafından ağıtlar yakılmıştır…Ağıtlar, zamanla türkünün sözlerine kaynaklık etmiştir.
Hüseyin Efe, altı yıla yakın Bodrum zindanlarında kalır.Çıktığı zaman köyüne döner.Peş peşe evlenir.Muğlalı toprak ağası Şerif Efendi, Kerimoğlu Hüseyin’i, kahya olarak atar ve yanında silah arkadaşlarından Kafacalı Çolak Mustafa vardır.
Hüseyin’in Kahyalığı sonrası, Pisi’deki iktidar kavgası da kızışır.Hem toprak ağaları, hem de kahyalar arasındaki çekişme düşmanlığa dönüşür.İzzet Ağa, kızı Adile’yi kaçırmaya kalkan K……’in Mehmet’i, “Kerimoğlu’nu öldürmesi karşılığı vereceğini” söyler.Mehmet, Kerimoğlu Hüseyin Efe’yi, pusu kurarak Semetyeri Mevkiinde sırtından vurup öldürür.Ölüm 20 Ağustos 1923 tarihinde gerçekleşir.Kerimoğlu’nun öldürülmesi yıldırım hızıyla civarda duyulur.Kadınları ağıtlar yakar.Ağası Şerif Efendi olayın derinliğine araştırılması için uğraş verir ancak zamansız ölümü nedeniyle, olay kapanır gider.
Eyüp adına yakılan türkü, ilk kez Koca Aşa (Ayşe) adlı çalgıcı bir kadın tarafından söylenmiştir.Daha sonraki yıllarda Pisili Kemancı, Tahir Usta tarafından, düğünlerde zeybek havası olarak söylenip, oyun olarak da oynanmıştır.Bugün hala, bölgenin en çok sevilen zeybek havasıdır.
(Kaynak: Araştırmacı-Yazar H.İlker ALTINSOY, “Yaşayan Kerimoğlu Efsaneleri”,
Muğla Kent Tarihi- 2006, Sayı:2)
KERİMOĞLU ZEYBEĞİ
Öf ülen de aman aman
Karadağların sandalı da sandalı
Al kanlara boyanmış
Kerimoğlu’nun her yanı da her yanı
Öf ülen de aman aman
Yerkesik’len şu Pisi’nin arası
Nerelerde bozulmuş
Kerimoğlu’ynan Kör Arap’ın arası
Öf ülen de aman aman
Karadağlar’da geyik kalmadı
Oyna ülen de Kör Arap
Sen oyna, senden başka yiğit kalmadı
Öf ülen de aman aman
Yerkesik’in minaresi minaresi
Dürülü de kalmış aman
Kerimoğlu’nun cuvaresi cuvaresi
Öf ülen de aman aman
Eyüp’üm gitti gitti de bulunmaz
Allah’ından bulası Kör Arap
Uykularda adam vurulmaz
(Kaynak: Araştırmacı-Yazar H.İlker ALTINSOY, “Kerimoğlu”,
Muğla-2003 ISBN:975-288-552-7)
KERİMOĞLU TÜRKÜSÜ EVİ RESTORE EDİLMEDEN ÖNCEKİ GÖRÜNTÜLER
KERİMOĞLU TÜRKÜSÜ EVİ RESTORASYONDAN SONRAKİ GÖRÜNTÜLER
Copyright © Yerkesik Belediyesi Resmi Websitesi Tüm hakları saklıdır.